
bugün deneme çekmimiz beni heveslendirdi umduğumdanda güzeldi.
heveslerim beni planladıklarımı merak etmeye yöneltince bahçesinde çekeceğimiz herhangi bir ev olmadığınıda öğrenince babamın okulum ve multinet dışında hayatımda daha çok anlam ifade etmesini isterdim diye düşünmeden edemiyorum .
bu konuda kendimi suçlu hissetmiyorum çünkü sürekli nasıl davranılacağını anlatan imkalar silsilesi bu dünya üzerindeki herşeyi çok iyi bildiğini düşünürken yanlızlığa kendini mahkum eden bir insan oldun baba. Seni sen olduğunu bile bile seven insanları odaların köşelerine sıkıştırarak zorla yanında tutmaya çalıştın bazende kafandaki odaların köşelerine sıkıştırarak manevi olarak bastırmaya çalışarak sana yakınlaşmamı isterken sana yakın olduğumu hatta sen olduğumu o evrendeki herşeye hakim ve alim olduğunu sanan kusursuz kişilik sen nasıl göremedin şaşırıyorum. bu hayattaki tüm özgürlük senin değildi.
sen yaratan değil yaratılandın ama unutarak yaşamaya çalıştın hemde herşeyi herkesden fazla bilerek; duymak ve görmek istediğini görerek kendini harikulade olduğun için yanlız kaldığına inandırma. Sana benzediğim ve bazen insanları düşünmeden en iyisi olduğuma inandığımdan kırdığım için çok üzgünüm en iyisi olmadığımı biliyor ve düzelmek için çoğu zaman içimden tekrarlıyorum. susup insanları dinliyorum değer verdiklerimi, sende değer verdiklerini yanında olmaları için dinlemelisin ve en iyi olsanda onlarında iyi olmalarına izin vermelisin. herşeyi benle konuşabilirsin derken o yanın beni içine çekiyor lakin seninle herşeyin konuşulamayacağını 3 yaşından beri biliyorum bana birinden nefret etmek isteyipte edememeyi öğrettin kızmak nefret etmek yerine evladına verdiği emeklerin boşa gittiğini gören bir annenin azabını çekiyorum . sen yapıyorsun bana bunu onu vazgeçemeyişi görmek istediği iyi yalarla dolusun ama gerçekler çok farklı. yanında olduğun milyarlarla ve özel hocalarla donatılmış “öz” kardeşim senin yeni fidanın umarımki verdiğiniz su onu yetiştirir ve o ağaç üzerinize yıkılmaz . senden vazgeçemiyorum çünkü senin nekadar faklı olduğunu gördüm. seni herşeyinle gördüm her yanınla bir müziği dinlerken hissetiklerinle çünkü bendede aynısı oluyor aynı insanız karıncayı saatlerce izleyişini gördüm seni hayatındaki en beni tanıyor dediğin insandan bile iyi gördüm ben annenden iyi eşinden iyi. kardeşlerinden iyi kardeşler şikayetçi anneler toz konduramaz ne olursa olsuncu
arkeolojiymiş restorason
falanmış
çok garip bi şekilde iki yada 3 yıldır farkındayımki bu ses beni nerde duysam susturuyor ve suluyor . içerde-içimde bir değişiklik . Kafamda olmayanı bile görme parlama!
ışık giriyor bu sesle tüm kapalı pencerelerden açılıyor gözeneklerim göz pınarlarım sonra. esansında hep olmasın diye hep açmıyorum ama kendimle dalga geçer gibi her seferinde böylemi olacağım diyerek milyon kerede dinliyorum bazen. bıkmıyorum yolda bağırarak melodilerini tekrarlıyorum bu sesi dinleyip birinin suratına on dakika bakarsa bir insan o içindeki tuhaf yerlerle oyun oynayan bu müzikle aşık olabilir saçma sapan birine .deney gibi geliyor bence kendimle deney yapıyorda olabilirim. hisleriyle oynuyor notalar değiştikçe.
seslerin içimizdeki dalga geçtiği noktalar. Ama bu dalga geçmiyor gülmüyor küçük görmüyor beni . Bana eşlik ediyor eşlik etmemede izin veriyor onla gitmeme.
Yanınada alıyor beni ayaklarımı basmadığı bir zeminde bir sahnede bir ayine eşlik ettirdi beni ışıklar dumanlar sesler falan öyle işte.
hani uzağa biryere sevdiğin kedini bırakınca dönüp geliyorya. Bilinçsizce perişanca sadece gelmek için gelmesi gerektiğine inanarak neden gelmesi gerektiğini düşünmeden ve düşünemeden geliyorya . Öyle gelsen , gel ama ben neden seni uzağa götürdüğümü bilemeden sen neden döndüğünü ; özgürlüğün içinde ellerin parçalanana dek yanıma yürüdüğünü kokumun izini sürüdüğünü bilmeden bunu bile düşünemeden gelsen .
Hayır aslında buncasına ne gerek varki diyorum ama iki insanda açı çekmeden şeker kavanozundayken gerçekliğin farkına varamıyor yaşadığı şeyin büyüklüğünün öneminin ruh dolu oluşunun herşey masallaşıyorya birbirimizi cimdikleyip bu gerçek demek için buncası .
insanlar kafalarında karşılarındakini baştan yaratıyor ben yapıyorum mesela ; aslında olmayan birini o ruha o bedene giydiriyorum. Konuşuyor , söylediklerini doğrudan söylesede ben diyorumki o öyle demek istememiştir. Halbuki o tamda onu demek isterken.
Ben nasıl olsun istersem o, ona bürünüyor hep. Hep konduramıyorum yada cuk oturtuyorum herşeyi o bedenlere . o zaten öyle yapmazki , o asla demez öyle diyorum babannem diyorki asla asla deme herkez herşeyi yapar . Yapmaz diyorum ben çoğu zaman o yapmaz. E ama yapıyor herkes herşeyi . Sen verdikçe alıyor karşındaki sen vermedikçe durulup vermeyi öğreniyor ama alıyorlar hep…
Dinlediklerim gibi olmak istiyorum dinlediğim şarkılardaki uğultular gibi ince süzülgen hepsi sakin. Halbuki ben öylemiyim her aklımdan geçeni her bildiğimi dümdüz sölesem ne çok yanlız kalırdım ne çok gördüğüm halde ne çok susarak nekadar kalabalığım şuan. Ancak böyle oluyor zaten . insan her gördüğünü farkettirse karşısındakine annesi babası bile kalmaz sanırım yanında ama ben kafamda konuşarak kendimi yorunca kafamdaki kıskaç daralınca canım acıyınca susamıyor oluyorum . Tüm bunların dışında tabi çoksa susuyorum , çok düşündüğümden diyorum herkesi yormamalı
ayaklarını çöl suyuna sokmuş gibi ; hani gerçek olmasada serap görmüş serin gibi ama yanarak yani ayaklarını çöl suyuya sokmuş gibi
şuan kafamdaki herşey uyandığımda olmasın ne olur.Bunu herşeyden çok istiyorum tüm kuşkularım hep doğru çıkardı lakabı ayaksevdiren olan biri kadar sıcak içten herşeyi ortada ama bir okadakarda gizli kabuğunda olan bu kişi insanlardan sadece sevgisine karşılık beklemişti .Onu sevenlerin sevgisi kendine göre yeterliydi; doğruya herkez başka severdi kimi uzaktan kimi üzerek severdi . kimi damarlarına kadar severdi ciğerlerine onun nefesini çekerdi, kimi sever gibi yapardı ,kimi sever gibi bile yapamazdı …
ne yazıkki ayaksevdiren rol yapamaz hep çabalasada boşa çabaladığını gördüğü anda korkmadan pes ederdi . Sevdiği kişileri kaybetmeyi paylaşmayı bölüşmeyi hiçsevmez sevdiklerine doymak ister ama şımartmaz kıymaz kıyamazdı.Kime neden iyi davrandığını bilemez , kimilerini neden hiç sevemediğini hiç anlayamazdı. B azılarını ilk andan hiç sevemezdi ; sevmedikleriyle konuşamaz kendine yakışıtıramaz sahtekarlık olarak görürdü .
Asla istediği bir saatte uyuyabilidiğini görmemişti kendi kendinin. aklına estiğinde bile uyuyamazdı kendine üzülür hemde inceden kafasındakilerden ötürü uyuyamadığını bilmenin verdiği düşünebiliyor olmanın verdiği acıdan haz alarak düşünmeyen uyuyanlardan akıllı görürdü kendini.
Halbuki nasıl salak
düşündüğüyle kalıyor insan , yaptığıyla kalıyor
söylediğiyle kalıyor bekletileriyle kalıyor inandıklarıyla kalakalıyor karşılaşmak istemedikleriyle babaşa buluyor kendini uyumayınca anlıyor insan . uyuyamayınca
başını yastığa düşünmeden koymadığı bir gün olmasada düşünemden uyuyanlara özenince dahada iyi anlıyorki
boşa kafasını yoruyor ayaksevdiren ayaklarını altına toplayıp sevdiği şarkıları bile bulup dinlyemezden bu düşünceden bile yorulup başka bir düşünceyle beynine kıremplar giriyor
yoruluyor kendini tanıyamıyor başkaları en çokta kendi tarafından üzülüyor ayaksevdiren
büyülü olaylar oluyor farkındayım. Hayatım kendi elllerimde değil farkındayım. Sahip çıkmaya başlamalıyım birşeylere, sahiplenmekten kaçarak biryere varamayacağım.
Önce kendi çamaşırlarıma sahip çıkacağım kendim atacağım makineye kendi kçımı başkasına toplatmamayı öğreneceğim sanırım sonrada kendi yediklerimi toplamayı öğreneceğim Sonra sevdiklerime yemek yapıp onları doyuracağım bılaşıkları makineye tıkacağım bir hayat alacağım kendime umarım gücüm yeter. uykuma sahip çıkamıyorum onun için onla uğraşıp boşa zaman harcamayacağım.
“ben kaçtım bay” dendiğinde korkmamayı öğrenmem lazım